araf.sanırım şu aralar en çok tesadüf ettiğim kelime bu. hayır, elif şafakla alakası yok ama konu ara ara oraya da uğruyor elbet.her yerde tesadüf ediyorum bu kelimeye çok çok sıklıkla. belki durum tam olarak beni anlattığı içindir. sanki hayatı yaşamaktan arafa çekilmişim gibi geliyor. bir şeyler oluyor dışarıda, ben bunları görebiliyorum ama katılamıyorum. Girmek istediğim bir yerini arıyorum hayatın. fazla mı boş kaldım, ondan mı oluyor bunlar?
gerçekten hayat çok sıkıcı da, bir süre eğlenceli bir şeyler yapmayınca, ne kadar sıkıcı olduğunu görüp mü deliriyoruz? bütün bu "eğlence toplumu" kavramı gerçeklerle yüzleşip sıkıntıdan ölmeyelim diye mi gelişti acaba? =) eğer öyle bir gelişim süreciyse çok da suçlu tutmayalım ya nesili, iyi bir amaç uğruna her şey=)
sistem saksa bağlandım=)
aslında daha çok sistem rocks gibi oldu=) neyse..
boş zamanlar söz konusuyken hala sıkıntıdan okumayı bırakmamış olan sana güzel bir fikrimi açıklıyorum. eğer sen bunu yapabilecek kapasitedeysen hayatının fikri benden sana geliyor;
şimdi bazen hiç vaktimiz olmuyor da deliriyoruz, sonra çok vaktimiz oluyor yine deliriyoruz ya. ölümsüzlüğün sırrındansa buna kafa yoralım bence. burada iyi ekmek var, ciddi tasarruflar söz konusu. hedef çok boş zamanlarla, çok dolu zamanları birbiriyle kesiştirip dengeli dolu boşlar yakalamak. tool olarak da transparency ve repetition kullanalım diyorum, nasıl fikir?
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder