tırnaklarımı uzatırım, bir tanesi kenarından kırılır, ben hepsini keserim,
tırnaklarımı uzatırım, günü geldi diyerek törpüyle denklemeye çalışırım, hiçbiri denklenmez, ben hepsini keserim,
tırnaklarımı uzatırım, stresli bir günüm gelir, sonunun ne olacağını bile bile, çok az yiyeceğim diye ağzıma götürürüm, ben hepsini yerim,
tırnağım tersine kıvrılır, sinirlenirim, ben hepsini keserim.
hiçbir zaman uzatamam bu vesileyle. asıl problem çok eskilerden geliyor;
yıllardan ilkokul, her pazartesi hala tırnak kontrolu yapılıyor, ve ben her pazar akşamı tırnağın etle buluştuğu noktayı sanki, tırnağın etten ayrıldığı nokta ayıpmışçasına kesiyorum. çok güzel kesicem ben, en güzel kesicem!
al işte en güzel sana, salak. tırnaklarımın etle buluştuğu nokta gerileye gerileye bu günlere geldim. görsellerle desteklemek isterdim sevgili okuyan, ancak şimdi fotoğrafını çekerken düzgün görünsün biraz diye gireceğim çaba, kaşıyamadığım sinek ısırıkları olarak bana geri dönecek.
kabul etmeliyim ki benim tırnaklarım bu kadar. sonra da dünyama mutlu devam etmeliyim. sürekli o ideal dünyaya gitme çabası ve bütün hayatını buna giden olmuyorluk içinde yaşamak en küçük parçalarımda bile kendini aynı homejenlikle gösteriyor. gerçeği kabul edememek konusunda böyle bir istikrar. bilemiyorum.
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder